İçeriğe geç
Keşfet

Okumaya değer, uygulaması kolay

Etiketlerden birini seçerek bugünkü haline uygun içerikleri görebilirsin.

Zihnimiz “devam” derken bedenimiz ne anlatıyor?

Bazen yorulduğumuzu biliyoruz ama devam ediyoruz. Bir toplantı daha, Bir mail daha, Biraz daha çalışmak. Biraz daha yetişmek. Sonra fark ediyoruz. Omuzlarımız gerilmiş, Nefesimiz değişmiş, Zihnimiz hâlâ günün içinde dolaşıyor. Bedenimiz ise sanki bizden biraz daha yavaşlamamızı istiyor.

Wellbeing bize kendimiz hakkında ne öğretebilir?

Bazen bize iyi gelen bir şeyi ancak yaşadıktan sonra fark ediyoruz. Bir ortamda neden rahatladığımızı, bir günün sonunda neden tükenmiş hissettiğimizi ya da bazı insanlarla birlikteyken neden kendimiz gibi olduğumuzu her zaman önceden bilmiyoruz.

Kendimizi nasıl hissettiğimiz, başkalarını nasıl duyduğumuzu değiştirir mi?

Bazı günler karşımızdakini anlamak daha kolaydır. Birinin sesindeki küçük bir değişikliği fark ederiz. Söylemediği bir şeyi hissederiz. Dinlemek için daha fazla alanımız vardır. Bazı günler ise aynı insanla konuşurken tahammülümüz daha azdır.

İyi yaşamın da bir performans baskısı olabilir mi?

Daha çok hareket etmeliyiz .Daha iyi uyumalı, nefes almalı, stresten uzak durmalı ve mümkün olduğunca uzun yaşamalıyız. İyi olmak için yapmamız gerekenler arttıkça, bazen iyi olmanın kendisi de bir işe dönüşüyor.

Dijital detoks gerçekten detoks mu?

Telefonu bir süreliğine bırakmak. Bildirimleri kapatmak. Sosyal medyaya birkaç saat bakmamak. Son yıllarda bunların hepsine tek bir isim veriyoruz: dijital detoks. Gerçekten detoks mu yapıyoruz?Yoksa günün neredeyse her anında bizimle olan bir şeyi kısa bir süreliğine mi bırakıyoruz?

Bizi dinleyen biriyle, bizi gerçekten anlayan biri arasındaki fark ne?

Bazen biri bizi dinler. Telefonunu bırakır. Gözümüzün içine bakar. Sözümüzü kesmez. Ama konuşma bittiğinde yine de tam olarak anlaşılmadığımızı hissederiz. Bazen de çok daha kısa bir konuşmadan sonra, “Beni gerçekten anladı.” deriz. Peki aradaki fark ne?

Bir ekip neden birlikte çalışırken birbirinden uzaklaşır?

Her gün aynı toplantıya giriyoruz. Aynı projeye bakıyor, aynı hedefin peşinden gidiyoruz. Ama bazen bütün bunlara rağmen birbirimizden uzaklaşıyoruz. Daha çok toplantı yapıyor, daha çok mesajlaşıyor, daha hızlı cevap veriyoruz. Yine de birbirimizi gerçekten ne kadar duyduğumuzu bilmiyoruz.

Hayatın arasında kaybolan küçük molalar

Sabah kahvemizi alıyoruz. Bilgisayarı açıyoruz. Bir toplantı bitiyor, diğeri başlıyor.Arada telefona bakıyoruz. Birkaç mesaja cevap veriyoruz. Öğle yemeğimizi bilgisayarın karşısında yiyoruz. Sonra gün bitiyor. “Bugün hiç durmadım.” diyoruz.

Wellbeing: Yeniden neşe, müzik, dans ve haz!

Wellness bazen çok ciddi. Sessiz ol. Doğru nefes al. Şeker yeme. Erken yat. Kendini geliştir. Sonra bir yerde insanın aklına şu soru geliyor: Peki eğlenmeye ne oldu? 2026 wellness trendlerinin ilginç taraflarından biri, neşenin yeniden sahneye çıkması.

AI bize kendimizden daha iyi bakabilir mi?

Wellbeing kişiselleşirken insan nerede kalıyor? Saatin nasıl uyuduğunu biliyor. Telefonun ne kadar yürüdüğünü. Bir uygulama ne yediğini, diğeri stresini, bir başkası hangi saatte daha verimli olduğunu öğreniyor. Şimdi AI bütün bu bilgileri bir araya getirmeye başlıyor.

Nefes almak neden yeniden bu kadar “popüler”?

İnsanlığın en eski reflekslerinden biri nasıl yeniden wellbeing dünyasının merkezine geldi? Doğduğumuz andan beri yapıyoruz. Üstelik çoğu zaman düşünmeden nefes alıyoruz. Peki dünyanın en eski ve en sıradan biyolojik davranışlarından biri neden yeniden wellness dünyasının en çok konuşulan alanlarından biri?

Bir binanın içinde kendimizi gerçekten daha iyi hissedebilir miyiz?

Işık, ses, doğa, hava ve insan: Mekânın wellbeing üzerindeki görünmeyen etkisi Bazı yerlere gireriz ve biraz daha uzun kalmak isteriz. Nedenini tam bilmeyiz. Işık olabilir. Sessizlik. Tavanın yüksekliği... Mekân yalnızca deneyimin gerçekleştiği kutu olmayabilir. Deneyimin kendisinin bir parçası olabilir.

BİR ÜLKE, YEDİ HİS... Hangi wellbeing rotası sana göre?

Zihnin çok mu dolu? Doğanın güçlü enerjisine mi ihtiyacın var? Yoksa hayatı biraz daha lezzetli mi yaşamaya ihtiyacın var? Birbirinden birkaç saat uzaklıkta, bize tamamen farklı hisler bırakabilecek coğrafyalarımız var.♡ Ve bazen iyi hissetmek için sadece yola çıkmak gerekiyor.

BİR ÜLKE, YEDİ HİS... Türkiye’nin iyi hissettiren wellbeing rotaları

Bir yere neden gideriz? Yeni bir yer görmek için. Dinlenmek için. Denize girmek için. İyi yemek yemek için. Bazen de sadece bulunduğumuz yerden biraz uzaklaşmak için. Ama bazı seyahatler vardır ki eve döndüğümüzde yalnızca fotoğraflarımız değişmez. Ritmimiz değişir.

Regülasyon gerçekten yeni wellbeing meselesi mi, yoksa yeni bir trend kelime mi?

Neden herkes bir anda sinir sisteminden bahsediyor? “Sinir sistemini regüle et.” Son zamanlarda wellbeing dünyasında bu cümleyi duymamış olmak neredeyse zor. Somatik çalışmalar, nefes, soğuk, meditasyon, vagus siniri, HRV, neurofeedback... Peki neden şimdi?

Uyumayı da mı fazla ciddiye aldık?

Uyku artık yalnızca uyku değil. Akıllı yüzüklerimiz uyku evrelerimizi ölçüyor. Saatlerimiz ne kadar dinlendiğimizi söylüyor. Akıllı yataklar, soğutma sistemleri, supplement’ler, uyku uygulamaları ve kusursuz gece rutinleri var. Hatta bunun bir adı bile oluştu: Sleepmaxxing.
Analog wellness neden yeniden yükselişte?

Telefonu bırakmak yeni lüks mü?

Telefonumuz alarmımız. Saatimiz, fotoğraf makinemiz, haritamız, gazetemiz, müziğimiz, ajandamız, işimiz, bazen de dinlenme alanımız. Günün büyük bölümünü tek bir ekranın içinden yaşayabiliyoruz. Belki de bu yüzden son yılların ilginç wellbeing eğilimlerinden biri teknolojiye yeni bir teknolojiyle cevap vermek değil. Bir süreliğine onsuz kalmak.

Kendimize iyi gelmeye çalışırken biraz fazla mı yorulduk?

Wellness dünyası uzun zamandır bize kendimize daha iyi bakmanın yollarını gösteriyor. Bunun çok kıymetli tarafları var. Sağlığımızı daha fazla önemsiyor, bedenimizi daha iyi tanıyor, uykunun, hareketin ve zihinsel iyi oluşun değerini daha fazla konuşuyoruz. Ama son yıllarda başka bir şey de oldu. İyi olma hali giderek optimize edilmesi gereken bir projeye dönüşmeye başladı.
Mutluluk, anlam, sağlık, ilişkiler… İnsan olmanın kaç puanı var?

İyi bir hayat ölçülebilir mi?

Mutluluk, anlam, sağlık, ilişkiler… İnsan olmanın kaç puanı var? 0'dan 10'a kadar bir sayı seç. Hayatından ne kadar memnunsun? Sağlığın nasıl? Yaptığın şeyleri ne kadar anlamlı buluyorsun? İlişkilerinden ne kadar memnunsun? Bir insanın hayatını birkaç soruyla anlamak mümkün mü? Tam olarak değil.

İyi olma hali gerçekten sadece “ben”le mi ilgili?

Kendimize iyi bakmaktan çok konuşuyoruz. Nasıl beslendiğimizden, nasıl uyuduğumuzdan, hareket etmekten, nefes almaktan, sınırlarımızdan, kendimize ayırdığımız zamandan... Ama Hayatı tek başımıza yaşamıyoruz.

Her şey yolundayken bile, neden bazen iyi değiliz?

işler yolunda. Sağlığımız iyi. Sevdiğimiz insanlar yanımızda. Belki uzun zamandır istediğimiz bir çok şeye de ulaştık. Ama içeride bir yerde hâlâ şu soru var:“Peki neden tam olarak iyi hissetmiyorum?”

Human Flourishing, iyi bir hayata bakışımızı nasıl değiştiriyor?

İyi hissetmek güzel. Ama iyi bir hayatı tarif etmeye yeter mi? Bazen keyfimiz yerindedir ama yaptığımız şeylerin anlamını sorgularız. Bazen çok üretkenizdir ama bedenimiz yorulmuştur. Sağlıklıyızdır ama ilişkilerimizde bir şey eksiktir. Ya da zor bir dönemden geçerken bile hayatımızın çok kıymetli başka parçaları yerli yerindedir.

Çalışma hayatına Human Flourishing penceresinden bakmak.

Sabah bilgisayarımızı açtığımızda hayatımızı kapatmıyoruz. Dün gece az uyuyan da biziz.Toplantıda heyecanlanan da. Başarısıyla gurur duyan, eleştirildiğinde gerilen, görülmek isteyen, merak eden, yorulan da...

Dünyada wellbeing nereye gidiyor?

Belki geleceğin wellbeing’i de daha fazlasını yapmak değil; bütün bunların içinde bize gerçekten neyin iyi geldiğini daha iyi fark etmekle ilgili olacak.

Kendimle ilişkim, başkalarıyla ilişkimi nasıl değiştirir?

Bazen sorun gerçekten karşımızdaki insan mıdır? Yoksa yorgun olduğumuz bir gün aynı cümleyi başka, kendimizi iyi hissettiğimiz bir gün bambaşka mı duyarız?

İyi olma hali neden deneyimle başlar?

Bir sohbet, bir yolculuk, ilk kez denediğimiz bir şey, hiç beklemediğimiz bir karşılaşma… Bazen küçücük bir deneyim bile bakışımızı değiştirebiliyor.

Deneyimlerin bıraktığı izler

Bazen mekânı unuturuz. Ne giydiğimizi, hangi gün olduğunu, hatta konuşulanların çoğunu… Ama nasıl hissettiğimizi hatırlarız.

Wellbeing, Wellness, Longevity: Aynı şeyden mi bahsediyoruz?

Son yıllarda hayatımıza giren kelimelerin sayısı arttıkça, bazen iyi hissetmek bile yapılacaklar listesine dönüşebiliyor.

İyi hissettiren rotalar

Bazen iyi hissetmek için çok uzağa gitmek gerekmiyor. Biraz daha yavaş akan bir sabah, uzun zamandır bakmadığımız kadar uzun baktığımız bir deniz, çıplak ayakla yürüdüğümüz bir sahil ya da telefonumuzu unutacak kadar güzel bir sofra yetebiliyor.